Eşref Edip'in vefatının 42. yıl dönümü… Eşref Edip, Türkistan muhacirlerinden bir ailenin çocuğu olarak Serez'de dünyaya geldi (1882). Babası İslam Ağa, annesi Nefise Hanım'dır. Sıbyan mektebini ve rüşdiyeyi Serez'de okudu. Bu arada hafızlığını tamamladı. Serez Müftüsü İmadüddin Efendi'den din bilgisi ve Arapça dersleri aldı.

Devamını oku: Eşref Edip ve Sebîlürreşâd

Geçtiğimiz yıllarda Almanya’da cami saldırılarında ciddi oranda artış kaydedildi.  Bu Federal Parlamento’da bulunan Sol Parti’nin Federal Hükümete yönelttiği soru önergesi cevaplarından da açıkça anlaşılmaktadır. Soru önergesine verilen cevapta 2001 ile 2011 yılları arasında yılda ortalama 22 cami saldırısı yapıldığı belirtildi. Bu oran 2012 yılında ortalama 35’e, 2013 yılında ise ortalama 36’ya çıkmıştır. Acımasızca ve çok planlı bir şekilde uygulanan NSU-katliamları sonrasında artık Almanya’da camiler yanıyor. 

Devamını oku: Almanya'da Cami Yangınları ve Medya

Aylardır deyim yerindeyse iple çekilen gün gelir ve süper güç Amerika o çok süper olan her derde derman bombalarını IŞİD’e karşı kullanır. Şöyle bir baktığımızda medyaya maşallah herkes pek mutlu durumdan. Çünkü Amerika bir yere girerse orada hiçbir sorun kalmaz (!). Tıpkı 1963’te girdikleri Vietnam, 2001’de girdikleri Afganistan ve son olarak 2003 Irak işgali. Amerika’nın yaptığı neredeyse her türlü askeri harekât hiç de o meşhur filmlerinde gösterdikleri kadar başarılı olmamıştır. Tam aksine tamamen hüsran ile sonuçlanmıştır. 
Devamını oku: Bir Amerikan rüyası ve IŞİD

Tüketim ve insan. Günümüzde artık biri olmadan diğeri anlamsız.  Jean Baudrillard, “Tüketim Toplumu” kitabında tüketimi, “Tüketim etkin ve toplumsal bir davranıştır, bir zorlama, bir ahlak ve bir kurumdur. Tüketim tam olarak bir toplumsal değerler sistemi, bu terimin grup bütünleşmesi ve toplumsal denetim işlevi olarak içerimlediği bir toplumsal değerler sistemidir” olarak tanımlamıştır. 
Devamını oku: Tüketmek mi Tükenmek mi?

Komşularımız vardı. Paylaşılan sofralarımız, ikiye bölünen ekmeğimiz, paylaştıkça azalan dertlerimiz vardı. Evlerimiz küçük, içinde yaşanan her şey çok büyüktü. Sevinçlerimiz, bayramlarımız, başarılarımız, gülümsemelerimiz... Sokaklarımız vardı, çocukların koşturduğu, cıvıltıların yükseldiği. Top oynarken kırılan camlarımız ve ardından mahcup bir edayla “valla istemeden oldu” diyen çocuklarımız vardı.
Devamını oku: Kıyıdan Uzaklaşıyoruz

 

TV'lerin Ramazan programları her geçen gün daha fazla eleştirilir oldu. Eleştiriler daha çok programların hep aynı format, aynı dekor, aynı konu ve konuklar etrafında "kotarıldığı" etrafında yoğunlaşıyor. El hak doğrudur. Şunca yıllık özel televizyonculuk geçmişi olan Türkiye'de Ramazana ilişkin programların belli kalıpların dışına çıkamaması elbette bir sorundur. Bu sorunu irdelediğimizde diğer tüm sorunlarımızda olduğu gibi karşımıza tembellik, ucuzculuk, kolaycılık ve hepsinden önemlisi de "ilgisizlik" çıkıyor. 

Devamını oku: TV'de Ramazan

 

Ramazan’da bir lokantanın camında “Oruç tut, sıhhat bul” şeklinde bir ilan gördünüz mü? Ben görmedim. “Din, ticarete alet edilemez” bahsinden hareketle böyle bir reklamı uygun bulmayanlar olabileceği gibi, yorumunu “günlük kazancını temin etme gereksiniminin doğal sonucu” etrafında görenler de olabilir. Herhangi bir lokantanın camında “Oruç tut, sıhhat bul” şeklinde bir orucu teşvik eden bir ilan görmedim; ancak Ramazan’ı bir reklam unsuru haline getirerek, tüketimi teşvik eden, kışkırtan pek çok ilan ve reklam gördüm. Burada “medya Ramazanı” ndaki bazı reklam ve içeriklere dikkatinizi çekmek istiyorum.

Devamını oku: "Şehr-i Reklam":

SFbBox by website