“İslam ve medya”, “medya ve din”, “sinema ve din” gibi din ile iletişim araçları arasındaki etkileşimi, ilişkiyi inceleyen eserler, mezkur alanlar için önemli bir fonksiyonu icra ediyor. Özellikle, İslam’a göre bir iletişim düzeni, yapısı arzu eden kişi, kurum, kuruluşların, İslam’da iletişimin temel kavramları üzerinde yoğrulmaları, bilgisel ve zihinsel olarak doygunluğa ulaşması gerekiyor. Bu bağlamda, başta İslam’ın ana kaynağı Kur’an olmak üzere, Hz. Peygamberin söz ve uygulamalarında, İslâm alimlerinin görüşlerinde iletişim nasıl bir anlama sahip, bunu belirlemek gerekiyor. Bu muhtevaya sahip eserlerin önemli olduğunu ifade etmek gerekiyor.
 
Süleyman Gümrükçüoğlu tarafından kaleme alınan “Kur’an’da İletişim Dili”, son dönemde bu öneme binaen neşredilmiş titiz eserlerden biri. 
 
“İslam’a göre iletişim, boş ve anlamsız bir mesaj aktarımından ibaret değildir”
 
Yazar, Allah’ın etkileyici bir üsluba sahip olan Kur’an-ı Kerim ile insanlara seslendiğini, başta insan olmak üzere bütün varlıklar arasında bir bilgi ve haber akışını sağladığını ifade etmiş; iletişim sürecindeki bilgilerin pek çok ilim dalı tarafından (edebiyat, belagat, eğitim gibi) ele alındığını aktarmış, buna karşılık bu sürecin iletişim bilimi verileriyle incelenmesinin yeni yeni gündeme geldiğini ifade etmiştir. İslam’ın evrensel bir iletişim dini olduğu hatırlatarak İslam ve iletişim arasındaki şu önemli detayı hatırlatmıştır: “İslam’a göre iletişim, boş ve anlamsız bir mesaj aktarımından ibaret değildir. İslam, münasebetleri disipline ederek insanlar arası ilişkiler düzenini belirli amaçlara yönelmiştir” (16).
 
“Kur’an, yeryüzünde fesadı ve bozgunculuğu kaldırmanın, sağlıklı bir iletişim düzeni ile mümkün olabileceğini vurgular”
 
“Günümüzde iletişim alanında yapılan çalışmalar insanı bir bütün olarak ele almayan; manevi yönünü görmezden gelen tek yönlü çalışmalardır. Kur’an’ın ortaya koyduğu ve gerçekleştirdiği iletişim ise çok yönlü, hakka ve hakikate bağlı, barış ve iyiliğe yönelik bir iletişimdir. Kur’an, yeryüzünde fesadı ve bozgunculuğu kaldırmayı, sürekli ve istikrarlı bir sosyal barış ortamını kurmayı amaçlar. Bunun da ancak sağlıklı bir iletişim düzeni ile mümkün olabileceğini vurgular” (17). 
 
Yazar, Kur’an’ın dikkatle incelendiğinde iletişimle ilgili kavramların çok yoğun kullanıldığını ifade etmekte, ‘bilgi’ ve ‘bildirim’ anlamlarına gelen ‘ilim’ ve ‘i’lam’ terimlerinin 700 kadar türevleriyle yer aldığını bildirmektedir. 
Kitap 3 bölümden oluşmaktadır. 
 
“İletişim” başlığı taşıyan birinci bölümde yazar, genel olarak iletişim tarihini ve birey ve toplum için iletişimin önemini anlatmaktadır. Burada yazar iletişim sürecini - genel iletişimle ilgili her tanımlamada olduğu gibi -   kaynak, mesaj, kodlama-kod açma, araç, hedef, geri bildirim ve gürültü kavramlarıyla açıklamaktadır. İletişim tarihini ise Batıdaki süreçleri ve Arap yarımadasındaki süreçlerle sınırlandırarak aktarmaktadır. Arap yarımadasındaki iletişimsel kavramlara değinirken de  Arap kabilelerin şiir ve kasidelere verdikleri önemi ve hac döneminde Kâbe duvarlarına asılan şiir ve kasidelerin iletilecek bilgilerin veya haberlerin ulaştırılmasında önemli bir rolünün olduğu belirtilmektedir (35).
 
Kur’an’da iletişimi vurgulayan ilk ayetler
 
Bu bölümde önemli bir bilgi Kur’an’ın ilk mesajlarının tebliğ ve iletişimi vurgulayan ayetlerden oluştuğu şeklindeki tespittir. Yazar yaptığı alıntılarla birlikte şunu söylemektedir:
 
“Kur’an’a bakıldığında ilk mesajların tebliğ ve iletişimin önemini vurgulayan cümleler olduğu görülmektedir. Şu husus açıktır ki, Hz. Muhammed (sas)’in  23 yıllık risalet görevi tebliğ ve iletişim faaliyetinden başka bir şey değildir. Sosyal iletişim gereği, Hz. Peygamberin, Mekke’de kurulan panayırlarda ve hac mevsiminde insanlarla yaptığı görüşmeler, ilahî mesajların toplumdan topluma ulaşmasını sağlamıştır. İslam’ın ortaya çıkması Arap yazısının gelişmesinde önemli rol oynamıştır. İlk inen ayetlerden itibaren Kur’an’da nûn (mürekkep hokkası), kalem, kırtâs (papirüs), rakk (yazı için kullanılan deri), midad (mürekkep), imla ve yazı satırları gibi o devirde henüz yaygın hale gelmemiş eğitim, öğretim ve iletişimle ilgili araç gereçler ve terimleri üzerinde durulmuş olması bu görüşü destekler mahiyettedir” (37).
 
Kitle iletişimi ve Veda Hutbesi
 
Yazar, Kur’an’da iletişimle ilgili kavramlardan söz ettikten sonra, Hz. Peygamberin Veda hutbesinin kitle iletişimi açısından yerini anlatarak şunları söylemektedir: “Hz. Peygamberin veda hutbesi, kitle iletişimi açısından önem taşımaktadır. Bu tarihi konuşmayı yüz bini aşkın kişinin kolayca dinleyebilmesi için tedbirler alınmış; Rasûlullah’ın her söylediğini,  Rebîa b. Ümeyye b. Halef yüksek sesle tekrar ederek geniş kitlelere ulaştırmıştır. Bu şekilde binlerce insanın Veda Hutbesini dinlemesi sağlanmıştır. Veda hutbesinin, bütün insanları ilgilendiren genel bir beyanname niteliğine sahip olması, sözlü-kitlesel iletişimin İslam’daki en etkili örneğini oluşturması bakımından önemli bir hadisedir” (39).
 
Kur’an’da çift yönlü iletişim süreci hakim
 
Kitabın ikinci bölümü “Kur’an’a Göre İletişim” başlığı taşımaktadır. Bu bölümde yazar, Kur’an’da iletişimin önemi ve anlamını, Kur’an’da iletişim unsurlarını, Kur’an’daki varlıkların iletişim alanları, Kur’an’a göre temel iletişim ilkeleri ve Kur’an’da iletişim engelleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır (43-166) 
 
Yazar, Kur’an’da iletişimin önemini aktarırken, Kur’an’ın ortaya koyduğu iletişim prensiplerinin hayatın bütünün kuşattığı ve iletişimin ölümle son bulmadığını ifade etmektedir. Yazar iletişimle ilgili olan “Tebliğ et”, “İlet”, “Çağır”, “Söyle”, “Haber ver”, “Bildir”, “Anlat”, “Öğüt ver”, “Selam ver” gibi hitapların Kur’an’da baştan sona kadar iletişim sürecinin varlığını gösterdiğini bildirmektedir.
 
Kur’an’da iletişim unsurlarını anlatırken yazar, iletişim sürecinin temel nosyonlarını  -  “Kaynak, Mesaj, Kodlama ve Kod Açma,  Alıcı/Hedef, Kanal, Geri Bildirim” – iletişim disiplini kapsamında tanımlayıp, ardından bu kavramları Kur’an’daki ayetler etrafından açıklamaktadır. Burada yazar, tam da kitabın başında zikrettiği gibi, iletişim disiplininin kavramlarını Kur’an açısından anlatmaktadır (61-82). Aynı şekilde, varlıkların iletişim alanları konusunda da sözlü iletişim, toplumsal iletişim gibi kavramlara açıklık getirerek, bunların Kur’an’daki yerini belirtmektedir. 
 
Hakk’a ve hayra yönelik kamuoyu oluşturma
 
 “Evrensel iletişim dini olan İslam’ın en temel hedefi, insanı dünya ve ahiret saadetine ulaştırma gayretidir. Bunun için iletişim, boş ve anlamsız bir mesaj aktarımı değil, insanlar arası ilişkiyi düzenleyerek insanı ve toplumları belli amaçlara yöneten faaliyettir” diyerek İslam açısından iletişimin gayesini aktaran yazar, bununla aynı zamanda Kur’an’da iletişimin temel ilkelerini de özetlemektedir.  Yazar Kur’an’daki iletişimin ilkelerini veya gayelerini şu başlıklar altında incelemektedir (135-140):
 
Bilgilendirme ve öğretme
İletişim ve haberleşmeyi sağlama
İyiliği emretme ve kötülükten sakındırma
Hakk’a ve hayra yönelik kamuoyu oluşturma
 
Yazar, iletişim sürecini anlatırken, iletişimin önündeki engelleri de bu bölümde açıklamaktadır. Bu engelleri Kur’an’da İnsanın Olumsuz Vasıfları (zayıflık, acelecilik, kibir, hırs, haset ve cimrilik, nankörlük, zalimlik, unutkanlık), Dil Engelleri, Ön Yargı, Etkin Dinlememe ve Mesajın Tahrifi konu başlıkları altında değerlendirmektedir. 
 
Kur’an’da iletişim kavramları: Tebliğ, davet, zikir, beyan, haber…
 
Kitabın üçüncü bölümü “Kur’an’da Kullanılan Dil Formlarının İletişime Katkısı” başlığı taşımaktadır. Yazar bu bölümde, dil-iletişim ve Kur’an-dil ilişkisine açıklık getirerek, Kur’an’da iletişime ilişkin temel kavramlar ve araçlar hakkında detaylı bilgiler vermektedir. Burada yazar, Kur’an’ın çok yönlü bir iletişimi ortaya koyan evrensel bir kitap olduğundan bahsederken diğer taraftan da Kur’an’ın kendine özgü iletişim kavramlarının bulunduğuna işaret etmektedir. Bu kavramları yazar, “tebliğ”, “davet”, “nasihat”, “hidayet”, “zikir”, “beyan”, “haber-nebe’”, “kelam ve kavl”, “nida” olarak açıklamaktadır. Bu kavramlardan bazılarına ilişkin notlar aktarmak gerekirse;
 
Tebliğ
 
Kur’an’da tebliğ kavramı, insanlarla iletişim kurarak ilahî mesajları insanlara ulaştırmak ve onları bu mesajlar hakkında bilgilendirmek anlamında kullanılmıştır… İnsan için tebliğ, muhatabın zihninde, mesajın anlaşılma ve algılanma gayretinin ilk faaliyetidir. Bununla birlikte tebliğ, bir mesajın birtakım ifade kalıplarına dökülerek muhataba rasgele duyurulması demek de değildir. Bir mesaj, bir bilgi muhatap tarafından doğru olarak anlaşılmış ve algılanmışsa ona ulaşmış demektir (181-182).
 
Davet
 
Kur’an’da davet kelimesi altı ayette geçmekte olup aynı kökten değişik türevleri iki yüz beş defa kullanılmıştır. Bu kullanımlarında en çok öne çıkan, çağrı anlamıdır…İletişim açısından tebliğ ve davet, amaç açısından her türlü mesajı insanlara ulaştırma gayreti gösteren kavramlardır. Ancak bu kavramlar arasında amaç ve gaye birlikteliği olsa da, Kur’an’da aynı anlamda kullanıldığı söylenemez. Tebliğ ve davet, birbirini takip eden faaliyetler olmakla birlikte öncelik sonralık bakımından derece ve bazı metot farklılıkları vardır. Tebliğ, konuya ilk defa muhatap olanlar için sadece bir bilgilendirme, bilgiyi ve mesajı ulaştırma, insanda bir bilinç uyandırmayı ifade ederken; davet, bunların benimsetilmesi ve davranışa dönüştürülmesi için gösterilen daha özel çabayı karşılamaktadır. Burada muhatabın sosyo-kültürel durumu göz önünde bulundurularak, mesajın anlaşılmasını sağlayacak metotların uygulanması gerekmektedir (182-184).
 
Nasihat
 
Kur’an’da nasihat kelimesi isim ve fiil şeklinde türevleriyle birlikte on iki ayette geçmektedir.  Bu kullanımlarda dikkat çeken nasihat ve tebliğ kavramlarının gerek amaçları gerekse konu ve metotları bakımından ortak özelliklere sahip olmasıdır. Genellikle tebliğ ve nasihat kavramları aynı ayette birlikte kullanılmaktadır (184-185).
Yazar, bu başlıkta, Müslümanların iletişim alanı hakkında da dikkat çeken bir noktaya temas ederek, “İnanan insanların iletişim alanı bütün insanlıktır. Müslümanların sorumluluğu hiçbir maddi karşılık beklemeden Allah rızası için ilahî hakikatleri insanlara ulaştırma yöntem ve imkanlarını geliştirme gayreti olmalıdır” şeklinde değerlendirmede bulunmaktadır. 
 
Haber – Nebe’
 
Kur’an’da haber kavramı, geçmişte olmuş ancak etkisi insanların zihninde canlılığını koruyan veya yakın zamanda meydana gelmiş olayları bildirmede kullanılmıştır. Birçok ayette haber kelimesinin değişik sigaları kullanılarak önemli olaylar haber verilmiştir…Yine haber manasına gelen nebe’ kelimesi ise haber vermek, haber iletmek, birisiyle sözlü iletişimde bulunmak gibi anlamlara gelmektedir (193).
Yazar bu bölümde daha sonra, Kur’an’da kullanılan dil formlarını sözel ve sözsüz dil formları olarak ikiye ayırarak, sözel dil formlarında teşbihi dil, tenzihi dil, temsili dil, mecazi dil ve tasviri dil; sözsüz dil formlarından da beden dili, kılık-kıyafet dili, koku dili kavramlarıyla detaylı olarak anlatmaktadır (202-246). 
 
Kur’an’da iletişim ilke ve metotları
 
Yazar bu bölümde, Kur’an’ın insanı bütün yönleriyle ele aldığından söz ederek, mesaj aktarımında onun maddi ve manevi yönünü göz önünde bulundurduğunu aktarmaktadır. Yazar bunun için mesajın aktarılması ve algılanmasında uygulanacak ilke ve metodların, mesajın kalıcılığı ve anlaşılabilirliği açısından önemli olduğunu ifade etmektedir. Yazar Kur’an’daki iletişim ilkelerini şu başlıklar altında incelemektedir: Ortak değerler, tekrar ilkesi, mukayese ilkesi, tedriç ilkesi (257-272). Kur’an’daki iletişim metotlarını ise Öğüt verme, Kıssa Metodu, Tartışma Metodu, Soru-Cevap metodu başlıkları altında incelemektedir (272-285).
 
Yazar kitabın sonuç kısmında da şu değerlendirmelerde bulunmaktadır:
 
Kur’an’da iletişimin gayesi
 
Kur’an’da iletişim; bilgilendirme, öğretme, diyalog ve haberleşmeyi temin etme, yeryüzünde güvenlik ve özgürlüğü sağlama, inanç kardeşliği ve içtimaî dayanışmayı sürekli kılma, hakka ve hayra yönelik kamuoyu oluşturma gibi gayeleri taşımaktadır. Bunun için Kur’an, insanı tek düzey iletişim sürecinden kurtarmış, iletişimi sadece insanlar arasında gerçekleşen bir etkileşim değil; aynı zamanda canlı ve cansız diğer varlıklar arası etkileşim için de kullanılan bir tabir olarak değerlendirmiştir (288). 
 
Kur’an ve iletişim
 
Kur’an’ın bir kitap olarak sahip olduğu özellikler, içerdiği tebliğ, davet, nasihat, hidayet, zikir, beyan, haber gibi kavramlar ve iletişime ilişkin araçlar, varlıkların iletişim türleriyle ilgili açıklamalar ve bu konularla ilgili iletişim sahnelerinden sunduğu kesitler onun başlı başına bir iletişim kitabı olduğunu gösteren hususlardır (288). 
 
Kitabın Künyesi
 
Yazar : Süleyman Gümrükçüoğlu
 
Yayınevi : Etkileşim Yayınları
 
Yılı: Şubat-2014
 
Sayfa Sayısı : 312
 
 

SFbBox by website