Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından aylık olarak yayınlanan Diyanet Aylık Derginin, 287. sayısında “sanal alem ve mahremiyet” bağlamında önemli bir makale yayınlandı. Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Dr. Bahattin Akbaş tarafından kaleme alınan makalede, İslam’ın hükümleri konusunda gerçek hayat ile sanal ortam arasında fark bulunmadığı vurgulandı. Müslümanların, özellikle mahremiyet algısına zarar verecek yönler, ayetler ve hadislere dayanılarak anlatıldı ve sanal alemdeki paylaşımların sorumluluk getirdiğinin altı çizildi. 

“İnternet ve sanal ortam, insanlar için bir sınavdır”
 
Kuşkusuz hayat baştan sona bir sınavdır insanlar için. İnsana lütfedilen şeyler, sahip olunan imkânlar hepsi bu sınavın bir parçasıdır. Bu bağlamda internet/sanal ortam da bir sınavdır. Günümüzde internet pek çok yönü ile hayatı kolaylaştıran, uzakları yakınlaştıran, kişileri buluşturan, ortak sohbet ve yazışma imkânları oluşturan, sanal buluşma sağlayan bir araç konumundadır. Sanal ortam çoğu insanın kullandığı bir gerçekliktir. İnternetin ve sanal ortamın yaygın kullanımı beraberinde pek çok sorunu da getirmektedir.
 
“Sanal ortamda da İslam ahlakından ayrılmamak durumundayız.”
 
Kişi veya kişiler sanal ortamda da gerçek hayatta da her zaman sorumluluklarını bilmek ve buna göre davranmak zorundadırlar. İyi, kötü, sevap günah, helal haram, doğru yanlış, güzel, çirkin mefhumları hakikatte de sanal ortamda da geçerlidir. Nasıl ki mümin hayatının her anında kul ise başta yaratıcısı, aile, akraba, komşu, çevre ve tüm insanlara karşı sorumlulukları varsa bu hakikat sanal ortamda-internet ortamında da caridir ve bu sorumluluklarını müdrik olmak, İslam ahlakından ayrılmamak durumundadır. Doğruluk, istikamet üzere bulunmak sorumluluğumuzdur. 
 
"Müslümanlar, sanal ortamda bilinçli davranmalı."
 
Hassaten sanal ortamın kişinin nefsiyle baş başa kalmasından dolayı günaha ve harama karşı daha müsait hâle gelebildiği de bir gerçekliktir. Bu durum bazı kişileri sanal ortamda haram şeyler yapmaya sevk edebilmektedir. Müslüman “gözler onu idrak edemez/ göremez ama O (Allah) ki bütün gözleri bilir/görür” hakikatini unutmaz. Sanal ortamı kullanırken de bu gerçeğin farkındadır. “Ben Allah’ı göremesem de O beni görüyor” bilinciyle hareket eder. Yazıcı meleklerin faal olduğunun idrakindedir. Zerre kadar iyiliğin/ sevabın da zerre kadar kötülük ve günahın da kaydedildiği bilinciyle davranır ve haramdan sakınmaya çalışır. Nasıl ki sanal ortamda yazılan, yapılan şeyler kaybolmuyor bir şekilde kaydediliyor veya erbabınca ulaşılabiliyorsa dünya hayatında sanal ve gerçek her şey kayda geçirilmektedir. Kişiye yarın ahirette “oku bakalım kitabını” denileceği Kur’ani bir hakikat ve çarpıcı bir beyan olarak belleklerimizden çıkmamalıdır.
 
"İnterneti, hayat ölçülerimizi muhafaza ederek kullanmak zorundayız."
 
Kadını ve erkeğiyle internet kullanmak insanlar için elbette tabii bir haktır. Ancak bu konuda hayat ölçülerimizi muhafaza etmek durumundayız. Müslümanın hayatında helal dairede hareket etmek, iffetini korumak, çirkin söz ve eylemlerden/ haramlardan uzaklaşmak, kul haklarına, tesettüre, edebe riayet etmek, kısacası İslam ahlak ve adabı üzere yani sünnete göre yaşamak önem arz eder. Bu ölçüler sanal ortamda da uymamız gereken ve taviz verilmemesi gereken ölçülerimizdir. Müslüman için gerçek hayatta kadın erkek ilişkilerinin nasıl olması gerektiği belirtilmiş ise bu durum sanal ortam için de aynı şekildedir.
 
"Sanal alemde müstehcenlik tehlikesine dikkat edilmelidir."
 
Birey, aile ve toplum olarak günümüzde sanal ortamla ilgili karşı karşıya kalınabilecek tehlikelerden birisi de müstehcenlik ve sürekli öne çıkarılan cinselliktir. Bu tehlikeye karşı dikkat edilmelidir. Haramlardan uzak kalmak için Allah’a dua ve ibadet edilmeli, daha faydalı işlerle meşgul olunmalı ve arkadaş çevresi buna göre oluşturulmalıdır.
 
"Sanal alemde İslam’ın hoş karşılamadığı davranışlardan kaçınılmalıdır."
 
İslami hüküm ve ahlaki kurallara uygun olmak kaydıyla, erkek ile kadınların konuşmalarında, telefon, bilgisayar gibi iletişim araçlarıyla irtibat kurmalarında sakınca yoktur. İslam kadınların sosyal hayatta aktif rol almasını, eğitim, ticaret, iş hayatına katılmasını reddetmemiş, yasaklamamıştır. Bunun tabii sonucu olarak da, kadınların tanıdığı veya tanımadığı kişilerle konuşması tabiidir. Ancak bunda dinin ve toplumun hoş karışılamadığı davranışlardan kaçınılmalıdır.
 
İnternet sebebiyle boşanmaların arttığı, yuvaların yıkıldığı, bir vakıadır. Bazı araştırmalarda boşanmak isteyen 10 çiftten 7’sinin boşanma sebebi olarak birbirlerinden bulamadığı ilgiyi sanal âlemdeki ne olduğu belli olmayan ilişkilerden bulduğunu zannederek yuvalarını dağıtmaları göstermektedir. Eşlerin birbirlerinin tasvip etmediği davranışlarda bulunması elbette doğru değildir. Bu tür davranışlar karşılıklı sadakati zedeler ve aile yuvasının zarar görmesine sebep olur.
 
"Mahrem olanı, sanal ortamda paylaşmak dinen uygun değildir."
 
Kişinin mahremiyetini sanal ortamda başkalarına ifşa etmesi bunu başkalarıyla paylaşması, dinen uygun değildir. Eşler birbirleri için her türlü çirkinliğe ve harama karşı birer örtü konumundadırlar. Eşler arasında meveddet, sevgi, ilgi ve yakınlık ilahî bir ihsan ve lütuftur. Eşler birbirlerinin haklarına saygı göstermeli, birbirlerine ilgisiz kalmamalı, hanelerine sevgi hâkim olmalıdır. Gönül huzuru, aranılan mutluluk, itminan; haramda ve gayrimeşru şeylerde değil, ancak helal daire içerisinde mümkündür. 
 
Diyanet Aylık Dergi'nin 287. sayısının tamamını okumak için lütfen tıklayınız.
 

SFbBox by website