Bizim Aile Dergisi, Kasım ayında sosyal medyayı gündeme taşıdı. Sosyal medyanın müspet kullanılabilir yanlarının ele alındığı sayıda “Sosyal medya fırsat mı, tehlike mi?” sorusuna yanıt aranıyor. Köşe yazıları, mülakatlar, görseller ve vatandaşların sosyal medya kullanım alışkanlıklarının yer aldığı Bizim Aile’den öne çıkanlar şöyle:

Psikolojiye etkileri…

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sosyal medyanın insanların bilinçaltını ortaya çıkardığına temas etti. Dürüst olmayan kişilerin, gerçek yaşantısından farklı biçimde kendini tanıttığını hatırlatan Tarhan, sosyal medyanın kişilerin psikolojik sağlığını etkilediğini belirterek şunları kaydetti:

“Sosyal medya kişinin psikolojik sağlığını olumlu veya olumsuz etkileyen önemli bir araçtır. Bu ne­denle sosyal medya hesaplarının ziyareti ile ilgili kişinin kendini disipline etmesi gerekiyor. Kişinin kendisi ile ilgili farklı ilgi alanlarını geliştirmesi, in­ternet üzerinde geçirilen zamanın bir kısmını yeni yeteneklerini keşfetmeleri üzerine harcayabilirler. Bağımlılık ileri düzeyde ve kontrol altına alınama­yacak boyutta ise mutlaka profesyonel bir destek almaları gerekmektedir.

Mahremiyet konusu…

Derginin kalemlerinden Zeynep Çakır sosyal medyanın, kullanıcıların inisiyatifine bağlı bir mecra olduğunu yazdı. Sosyal medyanın, mahremiyet ihlali, yalnızlaşma, zaman israfı, bağımlılık gibi handikaplara rağmen hayatın vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunu belirten Çakır, şöyle devam etti:

“Aslında menfi anlam yüklediğiniz her riskli durumu bu konuda müspe­te kanalize etmenin mümkünatının da yine bu ağlarda iletişim halinde olanların tercih ve inisiyatifine bağlı bir durum olduğu aşikâr bir şeydir... Kullanıcılar bilirler; siz mahremiyet ihlaline izin vermezseniz mahremiyet ihlali olmaz... Mahrem meseleleri ulu orta saçıp dökmek, ma­gazin sanatçılarına nispet yaparcasına en çekici fotoğraf­ları atmak, paylaşılmayan yemeklerin görselini paylaşıp gıpta nazarlarını tahrik etmek, bebek çocuk resimleri paylaşıp olmayanın içini kanatmak, evde çocuğuna cevap vermekten acizken burada on kişiye canımlı cicimli te­malarla laf yetiştirmek, namahrem insanlarla siyasi veya gündemle alakalı polemikleri muhabbet kıvamında sür­dürmek... Bunları biz yapmak istemiyoruz da sosyal med­ya denilen cisimsiz mahlûk başımıza vura vura yaptırıyor değil.”

Müspet hizmetlerde kullanımı…

Bizim Aile Dergisi Editörü Sedanur Coşkun da, sosyal medyanın müspet hareketler için bir araç olabileceğini ifade etti.  Üstad Bediüzzaman Said Nursi’nin, zamanın şartlarına göre yeni tek­nolojileri davasını yaymak amacıyla kullanmaktan geri durmadığını, yaşadığı döneme hâkim olan gele­neksel medyayı müspet yön­de kullandığını belirten Coşkun, Risale-i Nur hizmetinin sosyal medyada aktif hale getirilmesinin önemli bir adım olduğunu kaydederek şunları yazdı:

“Bilhassa Risale-i Nur hizmetinin sosyal medyada aktif hâle getirilmesinin, O’nu, okumaya, anlamaya ve anladıklarını da paylaşma yolunda önemli bir adım ol­duğuna inanıyorum. Sosyal medyanın imkânları saye­sinde risaleler dünyanın her bir yanında rahatça okuna­bilir, üzerinde müzakere edilebilir e-dershaneler hâlini alabilir. Risale-i Nur hizmetini her haneye, her ferdin kalbine rahatça girmesini, geleneksel medya imkânla­rı ile ulaşılması mümkün olmayan insanlara îmân ve Kur’ân hakikatlerinin ulaştırılması mümkün olacaktır.”

 

 


SFbBox by website