Prof. Dr. Şinasi Gündüz yazdığı bir makalede, “Medya Müslümanlığı” kavramını tanımladı. Gündüz, “Medyanın din adına, örneğin İslam adına oluşturduğu kimlik, medya Müslümanlığıdır. Referansını dinin, İslam’ın temel kaynaklarından değil medyanın belirleyiciliğinden ve yönlendiriciliğinden alan bir kimliktir bu…” ifadesini kullandı.

Bir vakfın internet sitesinde yayınladığı makalesinde, medyanın sosyal, siyasal ve kültürel alanlarda toplum mühendisliği bakımından vazgeçilmez bir aygıt olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gündüz, bunun yanı sıra, dini söylemin insanlarla buluşmasında da medyanın önemli bir yeri bulunduğunu kaydetti.

“Medya, Batı’daki din politikalarının oluşturulmasında etkili şekilde kullanılıyor”

Gündüz, seküler toplumlarda dine dair söylemin halkla buluşmasında görsel medyanın etkili olarak kullanılmasının 20. yüzyıl ortalarına kadar uzandığını ifade ederek, bu konuda Batılı ülkelerin başı çektiğini söyledi.

Bu ülkelerde görsel ve sosyal medyanın, din politikalarının oluşturulmasında etkili bir şekilde kullanıldığını kaydeden Gündüz, “Örneğin Hıristiyan geleneğin yaygın olduğu toplumlarda siyasal otoriteler ve bunlarla işbirliği yapan cemaatlerce medyaya sürülen televanjelikler ya da “medya papazları” aracılığıyla uygun görülen dini öğretinin pazarlanması, bu arada din konusunda gerektiğinde spekülasyon ve manipülasyon yapılması oldukça yaygındır” dedi.

Medya Müslümanlığı

Medyanın yönlendirmesiyle bir din algısı ve dindarlık inşa edildiğini bildiren Gündüz, yazısında önemli bir konuyu da gündeme getirdi. Batıdaki tele-evanjeliklerin yerini İslam dünyasında medya vaizlerinin aldığını belirten Gündüz, bunlar vasıtasıyla günümüzde “Medya Müslümanlığı”nın tebarüz ettiğini dile getirerek şunları ifade etti:

“Medyada belirlenen gündeme dair dini konularda vitrin malzemesi olacak zevat da oldukça önemlidir. Cemaat medyasının kadrolu hocaları ve yorumcuları yanında, ulusal ve yerel medya organlarında görünür olan hocalar, akademisyenler ve popüler simaların dönemsel olarak değiştiği dikkati çekmektedir. Dönemsel olarak değişen/yenilenen simalar yanında bir de her dönemin değişmez kadrolu din yorumcuları vardır. Her konuda olduğu gibi, dini söylem ve tartışma alanında da bir tüketim pazarı olan medya, dine ilişkin konuları ve bunların ifadesinde kullanılacak olan zevatı alıp pazarlamakta, reyting malzemesine dönüştürmektedir. Pazarlanan bu konular ve pazarlamada kullanılan zevat eskimeye yüz tuttuğunda, bunların yerine yenileri sürülmektedir. Burada geçerli olan kural doğrunun, hakikatin konuşulması ya da doğruyu ve hakikati konuşacak kişiler olması değildir. Geçerli olan yegâne kural kapitalist piyasa ekonomisidir.”

Medyanın din adına oluşturduğu kimlik

Gündüz, “medya Müslümanlığı” kavramıyla ilgili görüşlerini de şu şekilde sürdürdü:

Din ve medya ilişkisinde hedef kitle olan halk, bu yapıda özü itibarıyla yığınlardan oluşan bir kitledir, alıcı konumundaki pasif bir nesnedir. Medyanın din adına, örneğin İslam adına oluşturduğu kimlik, medya Müslümanlığıdır. Referansını dinin, İslam’ın temel kaynaklarından değil medyanın belirleyiciliğinden ve yönlendiriciliğinden alan bir kimliktir bu… Zira bu kitle için medya; sosyal, siyasal ve kültürel her konuda olduğu gibi din konusunda da beslenilen yegâne kaynaktır. Medya doğrulara ve yanlışlara dair bir zihin inşa aracıdır. Halkın gündemini medya belirler, neye inanılıp neyin inkâr edileceğine, hangi konunun hangi bağlamda düşünülüp tartışılacağına medyadaki “din silahşörleri” karar verir; bunların yönlendiriciliği doğrultusunda gündem oluşur.

Din üzerine yapılan televizyon programların gündelik hayata etkisi

“İçinde yaşadığımız toplumda günümüz insanı için medyasız, televizyonsuz ve hele hele sosyal medyasız bir dünya asla düşünülemez. Halkı oluşturan sıradan bireyler için değil, din ve diyanet konusunda mürekkep yalamış, dini İslami hassasiyetleriyle diğerlerinden ayrışmaya özen gösteren kesimler için de medya vazgeçilmez bir bilgi ve kültürlenme kaynağı gibidir. Öyle ki ailede ve arkadaş ortamlarında din üzerine yapılan konuşmalarda/tartışmalarda medyada dillendirilen görüşler ve değerlendirmeler belirleyicidir. Dün akşam din üzerine yapılan bir tv programı bu sabahki sohbetin/muhabbetin ana konusudur. Birilerinin şu ya da bu bağlamda dillendirdiği ve hoşa giden bir ifade, bunun dillendiriliş bağlamı dikkate alınmadan anında herkesle paylaşılır. Önemli olanın bu tartışmaların arka planı, bu tartışmaları yapanların kimliği, kişiliği ya da niyetleri olmadığı düşünülür. Önemli olan bu tartışmalarda, duyularımıza ve duygularımıza hitap eden din ve İslam içerikli bu gösteride, duyularımızı ve duygularımızı yönlendiren boyuttur.”


SFbBox by website