TRT Radyo 1’de yayınlanan Dijital Hayat programında “Dijital Çağın Dinlere Etkisi” ele alındı. Bilal Eren’in hazırlayıp sunduğu ve Erciyes Üniversitesi Medya ve Din Araştırmaları Merkezi’nden Metin Eken’in konuk olduğu programda, dijitalleşmenin dinî olgu ve kavramlara nasıl etkilediği konuşuldu.

İnternet, dinsel sosyalliklerin oluştuğu bir ortam…

Eken, programda kitle iletişim araçlarının dinî sosyallikler için bir ortam haline geldiğini belirterek “İnternet bireylerin kendilerini daha rahat ifade etmesi, dini grupların kendi taraftarlarına ulaşması gibi amaçlarla çok etkin bir şekilde kullanılıyor. Ama dijital teknolojilerin, özellikle internetin bu yönü, geleneksel kitle iletişim araçlarının da paylaştığı bir şey. Tarih boyunca kitle iletişim araçları, bilginin sunulması, iletilmesi için çok etkin bir işlev görmüştü. Hatta Orta Çağ’da Katolik kilisesinin etkisinin kırılmasında matbaanın önemli bir etkisi olmuştu. Ayrıca daha yakın dönemlere geldiğimizde ise dergilerin ve gazetelerin, İslamcılığın dünyaya yayılmasında en etkin araçlardan birisi olarak ne şekilde kullanıldığını bizatihi müşahede ettik. Ama internet teknolojilerini daha özgün kılan bir şey var. Geleneksel kitle iletişim araçlarından ayrı kılan bir husus var - ki bunun din olgusuna etkisi de muazzam düzeyde- o da her türden yeni dini sosyalliklerin oluştuğu bir ortam olması. Yani geleneksel kitle iletişim araçlarıyla paylaştığı özellik, onun bir vasıta olması, daha açık bir ifadeyle bir şeyi bir yere iletme özelliği. Ondan ayrılan yönü ise onun aslında bir vasata dönüşmesidir” dedi.

"Coğrafi Sınırları Olmayan İbadethane" kavramı

İnternet’in zaman ve mekân sınırlamasını aşarak, çeşitli din mensuplarına olanaklar sunduğunu kaydeden Eken, internet ve din ilişkisinin tarihi bakımından ilginç bir örnek verdi. Eken, Hıristiyanlıkla ilgili ritüellerin internete taşındığını şu olay üzerinden anlattı:

“1996 yılında Fransa’nın Normandiya bölgesinde, bir başpiskopos Vatikan’ın emirlerine aykırı görüşler öne sürdüğü için bir çöle sürülüyor. Tabi bu, onun için şu anlama geliyor: Ulaşabileceği herhangi bir kimse yok. Vatikan bunu bilerek yapıyor. Daha sonra biz bu psikoposun online kilise kurduğunu görüyoruz. Çok erken bir dönem, sadece sanal ortamda örgütlenen, İncil okunabilen, psikoposla görüşülebilen, hatta internet üzerinden soru sorulabilecek, fikir alışverişinde bulunulabilecek ve belki de günah çıkartılabilecek alanların olduğu ilk projelerden biri. Bu yönüyle gerçekten internetin ortam olma,  yani fiziksel alanın dışında da bir sosyallik üretme, bir sosyal gerçeklik üretme yönünü ortaya koyan bir şey. Bu yönüyle bu gerçekten ilgi çekici bir örnek. Aslında, internet ortamını gündelik hayatımızdan, yani fiziksel alandan bağımsız bir alan olarak düşünmek çok sorunlu bir şey. Çünkü bizler genelde, fiziksel alanda karşılaştığımız bir sorunu aşmak için internet ortamına başvuruyoruz. Psikoposun yaptığı iş aslında bu. Bir sorunla karşılaşıyor, sürüldüğü bölgede ulaşabileceği insan yok ve bu sorunu aşması için elindeki ortamı yani interneti kullanarak yepyeni bir piskoposluk gerçeğini ortaya koyuyor.”

“Günah çıkarma gibi bir uygulama, tamamen ritüel bir uygulamadır. Sizin fiziksel ortamınızdan kalkıp, işte bir kiliseye gidip yapacağınız bir uygulama.  Ama internet ortamı, böyle bir şeye de imkân tanıyor. Dolayısıyla insanlar ilerleyen zamanlarda zaman ve mekân sınırlarını belli ölçüde aşarak piskoposla aynı fiziksel mekânda bulunmaksızın, Hıristiyanlık açısından önemli bir ritüeli gerçekleştirme imkânı bulmuş oldular.”

Geleneksel dini otoriteler ve internet ilişkisi

İnternet teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte geleneksel dini otoritelerin de önemli ölçüde zayıfladığını kaydeden Eken, “Çünkü internet ortamında artık yeni otoriteler, yeni mikro-otoriteler ortaya çıkmaya başlıyor. Örneğin, dini bir sosyal medya hesabını yönlendiren genç moderatör, yeri geldiği zaman geleneksel bir din âliminden çok daha yaygın bir etkiye sahip olabiliyor. Bu durum bir anlamda geleneksel otoritenin kırılması ve yeni otorite biçimlerinin ortaya çıkmasına sebep oluyor. İşte, az önceki örnek internetin sunmuş olduğu imkânı kullanarak Vatikan’ın bir anlamda devre dışı bırakılmış olmasının ilginç bir kanıtı” diye konuştu.

Dini mekânların dijitalleşmesi

Diğer taraftan dini mekânların da sanallıkla buluştuğunu anlatan Eken şöyle devam etti:

“(Sanal olarak) Sizin için, dininiz için önemli olan bir bölgeye gidip o bölgede bir ibadet gerçekleştiriyorsunuz. Bunlar gerçekten çok önemli oranda kullanıldı ve insanlar bu faaliyetlerinden haz aldıklarından bahsettiler. Bunu çeşitli sosyal medya mecralarından takip edebiliyoruz. Bu ortamların (second life vb) çok ciddi anlamda, dini mekânlara yer verdiğini görüyoruz. Dini mekânlar, second life uygulamasının tamamen içinde, dışında değil. Bu yönüyle de dijitalleşme ve din ilişkisi bakımından bu çok ilginç bir durum. Aynı zamanda şöyle örnekler de var. Özellikle bu Doğu Asya dinlerinde karşılaşılan bir durum: Bilgisayarın başına oturuyorsunuz, bir ritüel başlayacak. Bilgisayar sizden bir mum yakmanızı istiyor önce. Sonra size sunduğu metinleri okumanızı istiyor. Yani, bilgisayar ve insan etkileşimini tamamen sanallık üzerine kuran, ama aynı zamanda sosyal, fiziksel yaşamı da göz ardı etmeyen ilginç bir bileşim var burada. Dolayısıyla özellikle günümüzde, fiziksel yaşamda bazen karşılaştığımız sorunları aşmak, bazen yeni fırsatlara ulaşmak için online ortamlara geçiyoruz. Bu anlamda çevrimiçi ortamlarla, çevrim dışı fiziksel ortamları birbirinden ayırmak çok da mümkün değil.”

İnternet, Batı medeniyetinin değerler sistemini taşıyor.

Eken, program esnasında teknik ve kültür ilişkisine de temas ederek, her teknik aracın içinde doğduğu kültürün değer yargılarıyla biçimlendiğini, şekillendiğini, o kültürün özelliklerini taşıdığını vurguladı. “Dolayısıyla interneti de biz, değer yargılarından bağımsız olarak düşünemeyiz.” diyen Eken “İnternet, Batı medeniyetinin değerler sistemini taşıyan (bir aygıt). Teknik araçlar, değerler sistemini yansıtma bakımından önemli bir noktadadır. Sadece bu aracın niteliği değil. Aracın içeriği de aynı zamanda bu değer yargılarıyla biçimlenir. İnterneti biçimlendiren bazı mantaliteler var” şeklinde devam etti.

İnternetin sahip olduğu “gösteri mantığı” konusunda görüşlerini aktaran Eken şunları söyledi:

“Bilindiği üzere Batı toplumları, “göz merkezli” toplumlardır. Yani görmenin, ifşa etmenin, teşhirin, alenileştirmenin, her şeyi ortaya çıkartmanın yaygın olduğu bir toplumdur. Bunun internet alanına yansıması ise gösteri mantığıdır. Yani internet aslında bir gösteri alanıdır. Hatta You Tube’un meşhur sloganlarından biri nedir. “Broadcast Yourself” yani “kendini yayınla” ya da başka bir ifadeyle “kendini göster”.

“Dini konular, internetin mantığı çerçevesinde, eğlence formatına dönüştürülerek karşımıza çıkıyor”

“Gösterinin tabi bazı biçimleri var. Bunlardan biri eğlence. Özellikle internet ve kitle iletişim araçları bize, eğlenceli temalar sunmakla birlikte ya da eğlenceli temalar sunmaktan ziyade, her şeyi eğlence formatında sunmaya başlıyor. Dolayısıyla dini bir konu dâhil olmak üzere pek çok husus özellikle sosyal medya ortamlarına aktarıldığından itibaren bir anda eğlence formatına dönüşerek karşınıza çıkıyor. Bir eğlence biçiminde karşınıza çıkıyor. You Tube örneğinden gidecek olursak, bir You Tuber’in, izlenmek için, talep görmek için ne yapması gerekiyor, genellikle günümüzde izlenen You Tuber’lara baktığımız zaman, daha çok espriye dayanan, mizahı ön plana çıkaran, eğlencenin daha ön planda olduğu bir dil ve üslup görüyoruz. Dolayısıyla insanlar kendilerinde şöyle bir zorunluluk görmeye başlıyorlar: İzlenmek için, takip edilmek için, bir dini meseleyi de böyle sunabilirim. Bu durum aynı zamanda dini meselelerin sıradanlaşmasına yol açabiliyor, her zaman değil tabii ki. Bu, bir anlamda sorun alanı.”

Youtube’da dini kimlikli moda ikonları

Eken, You Tube’un oluşturduğu şöhret yapılarından da söz ederek şunları ekledi:

“Sosyal medya araçlarının oluşturduğu en temel yapılardan bir tanesi, şöhret yapılarıdır. aynı Bu din alanında da çok yaygın olarak karşımıza çıkan bir durum. Bu durum din meselesine ilişkin bazı sorun alanları ortaya çıkarıyor. Mesela, bazı dini vaizler, gittikleri bir ülkede, pop star gibi karşılanabiliyorlar, yani aynı kültür, din olgusuna da aktarılıyor aslında. Mesela, You Tube’da dini kimlikli moda ikonlarına rastlıyoruz. Bu aslında bireysel bir sorun. Ama sonuçta dinin anlaşılma biçimlerini etkileyen bir sorun olarak karşımızda duruyor.”

Dinî enformasyon ve güvenirlik standartları.

Programda, internetten dini bilgi alma konusunda önemli görüşlerini paylaşan Eken, “Dinî enformasyon ve güvenirlik standartlarından” da söz ederek şöyle devam etti:

Dinî enformasyonun güvenilirliğine dair kriterler belirlemek zorundayız artık. Birincisi kaynaklarla ilgili. Yani dinî bir bilginin öncelikle kaynak açısından güvenilir olması gerekiyor. Yani içeriklerin üreticisinin, yazanın ismi yer alıyor mu? Çünkü çoğu bilgide, biz yazar isminin olmadığını görüyoruz. Bu ise kaynağı sorunlu hale getiriyor. Diğeri yazarın uzmanlık durumuna dair bir bilgilendirmenin olup olmadığı. Çünkü din konusu, uzmanlık gerektiren bir konu. Diğeri yazarlar dini bir kurumun temsilcisi mi veya değil mi? Bu da yine güvenilirliği etkileyen bir durum. İkinci husus yayıncıyla ilgili. Burada da şöyle bir durum var. Kullandığınız internet sitesi gerçekten dini bir bilgi edinmeye uygun bir site mi? Yani bir künyesi var mı? Bu künyesinde amaç ve kapsamı belirtilmiş mi? Yine bu site, bir uzmanın bireysel girişimi mi, yoksa kurumsal bir yapının resmi sayfası mı? Bunlar önemli. Üçüncüsü referanslar. Mutlaka kullanıcıların, girdikleri internet ortamında, baktıkları enformasyonun referanslarını kontrol etmeleri gerekiyor. İçerikler bir referans sistemine sahip mi? Bunlar dini bilgiyi güvenilir kılan hususlar. Yine içerik orijinal bir kaynaktan mı alınmış, eğer alınmışsa ona bir referans var mı?  Dördüncüsü ilgililik. Bu internet açısından çok önemli. Çünkü biz bazı forum siteleri görüyoruz. Bu sitelerin amacı aslında dini bilginin paylaşılması değil. Bu açıdan dini bilgi sunan sitelerin, özellikle uzman girişimlerin ortaya çıkardığı siteleri olması gerekiyor. Bir diğeri bütünlük. Yani hakkında bilgi verilen hususun net bir şekilde aydınlatılması gerekiyor. Bu kriterlere farklı kriterleri de eklemek mümkün ancak programın süresi çerçevesinde bu kadarıyla yetinebiliriz.

 

Programın tamamını kaynağından dinlemek için lütfen tıklayınız… 

 

 


SFbBox by website