Vahşi Kapitalizm - 29 Kasım 2018

Vahşi kapitalizmin insanların bünyelerini dönüştüren, zehirleyen, etkileyen farklı unsurları vardır. Bunlardan belki de en önemlisi toplumu, tüketim toplumu haline dönüştürebilmektir. Tüket, tüket, tüket…. Doymak bilmeyen bir iştihayla tüket. Elinde var olanla yetinme, başkasını satın al. Evinde bulunan koltukları yılda bir kez değiştir. Beyaz eşyalarını teknolojik yenilenmelerine göre anında değiştir. 6 bin devirli çamaşır makinesini 7 bin devirliye çıkar, yetmez 8 bin, 9 bin devirliye geçiş yap.

Artık, yarınını düşünen, cebindekini plansız programsız, hesapsız kitapsız harcama yapmayan insanlara cimri deniliyor. Geçtiğimiz Cuma günü, tüm dünyada “Kara Cuma” adıyla vahşi kapitalizmin tüketim iştihasına yönelik bir alışveriş çılgınlığı yaşandı. İnsanlar gecenin köründe mağazaların önünde sabahladı. Mağazaların içine girerken izdiham yaşandı, içine girdikten sonra ise aynı ürünü satın almak isteyen kişiler birbirleriyle saç saça, baş başa kavga etti. “Günlerin en hayırlısı olan Cuma”ya Kara Cuma yaftası yapıştıran kapitalizm, Müslüman kimlikli ülkemizde de insanların zihinlerini dönüştürmeyi başarmış ve insanlarımızı AVM’lerin önünde kuyruk yapmayı becermişti.   

Mağazaların önünde kuyruk olan insanlara mikrofon uzatılıyor. İnsanlar “Günlerdir bu günü bekliyordum. Bugün saat kaç olursa olsun, içeriye girmek istiyorum” diyor. Mağazaların içi kelimenin tam anlamıyla bir hengameyi andırıyor.

İnsanlar gerek kılık kıyafet, gerekse teknoloji aletlerine sıkı sıkı sarılmış durumdalar. Kasaların önünde ödeme kuyrukları oluşmuş durumda.

Kendisiyle röportaj yaptığım Muhammed Emin Yıldırım hocamız, vahşi kapitalizmin insanları nasıl dönüştürdüğü noktasında şunları söylüyor: “Kapitalizmin mantığı budur. Şu anda insanları dünyaya meylettirecek, asıl dünyaya geliş amacı olan kulluğu unutturacak ve ahireti de unutturarak ölümü de itibarsızlaştırarak, ölümü de kesinlikle insanın gündeminden çıkararak bir hayat tarzı sunuyor insanlara. Bu hayat tarzının temel ayakları var, hazza ve hıza dayanıyor. Vur patlasın çal oynasın zihniyeti. Tamamen şehvetini tatmin edecek zihniyeti. Hatta o şehvette de tatmin sınırlarını zorlayıp daha farklı noktalara getirecek, doyumsuz bir hale getirecek, hep daha ötesini isteyecek, bu manada da tüketim çılgınlığı dediğimiz çılgınlıkla insanların helal haram sınırlarını tamamen ihlal ederek daha fazla kazanma ve daha fazla tüketme noktasında bir yöne sevk edecek.

Daha fazla tüketim insanlara lanse edildiği zaman bu tüketim çılgınlığı dediğimiz şey elde ettiği kazanç buna yetmediği zaman ister istemez o kazanç yollarında artık bütün sınırları ihlal edecek şekilde -haram helal fark etmez- deyip daha fazla kazanabilirim noktasında bir hayat telakkisi oluşturacak. Bunu yaptığı zaman da attığı adımla Allah’tan bir adım daha uzaklaşacak. Ve öyle bir noktaya gelecek ki, artık Allah diye bir varlık onun hayatındaki Âlemlerin Rabbi, onu yaratan yaratıcı yok sayılacak. Bugün Hristiyan dünyanın geldiği noktanın ateizm olmasının sebebi budur.”

Kapitalizm bizleri esir alıyor, tüketim hırsıyla, tüketim kültürüyle zihinlerimizi esir alıyor. Harcamaya şartlanmış durumdayız. Nerede kanaat? Nerede kanaat kültürü? Nerede diğerkâmlık? Nerede tevazu?

İki cihan serveri Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, ne buyuruyor: “Kanaat eden aziz olur, hırslı olan da zelil olur”. İnsanların tüketim kültürünü törpülemek, alışveriş hırsını körüklemek için reklamlarla, kampanyalarla alışveriş kültürü sürekli zihinlerimizin içine çakılıyor.

 


SFbBox by website