Tüm dünya genelinde başlayan “Black Friday” diğer bir ifadeyle “Kara Cuma” furyası aldı başını gidiyor. Hem de ne gidiş! Üzülerek söylemek gerekir ki; Türkiye de bu furyadan fazlasıyla nasibini aldı. Diyebilirsiniz ki üzülecek ne var? Hem maddi, hem de manevi olarak çok büyük zarar içindeyiz!… Fakat ne acıdır ki bunu gerçek anlamda ne gören, ne duyan, ne de anlayan var!
 
Nedir bu Black Friday (Kara Cuma) safsatası?
 
Kara Cuma; Amerika Bileşik Devletleri’nde o yıl elde edilen hasata ve geçmiş yılın tüm nimetlerine şükretmek için kutlanan ulusal bir bayram olan Şükran Günü’nden sonra gelen ilk cumaya verilen addır. Kara Cuma; 1932 yılından bugüne değin uzanan süre zarfında Noel alışveriş sezonunun başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Bu periyotta mağazalar, dükkânlar çok erken saatlerde açılmakta ve gece yarısına kadar satış yapmaya devam etmektedir. Resmi tatil sayılmayan bu günde indirimli satışlar gerçekleşmekte ve adeta tüketim çılgınlığı yaşanmaktadır.
 
Kara Cuma sözcüğü ise ilk defa 1961 yılında gazetelerde kullanılmıştır. O yıl Philadelphia’da alışveriş çılgınlığından dolayı yaşanan trafik kazaları ve meydana gelen arbedeler nedeniyle bu kavram literatüre girmiştir. Ancak günümüzde ise tam tersi bir durum yaşanmaktadır. Kara Cuma şimdilerde satış patlamasının yaşandığı, yoğun indirim oranları nedeniyle mağazaların ellerindeki stokları tükettiği bir gün halini almıştır. İnsanların hunharca birbirini ittiği, kaktığı, hatta ezdiği; ürünleri elde etme uğruna kavga dövüş yaptığı, müşterilerin kasa önlerinde uzun kuyruklar oluşturduğu bir gün olarak tarihe geçmiştir Kara Cuma…
 
Türkiye’de de Kara Cuma furyası başladı!
 
Dünyada meydana gelen Kara Cuma safsatası adeta bir virüs gibi Türkiye’de de yayılmaya başladı. Efsane Cuma, Şahane Cuma, Muhteşem Cuma, Çılgın Cuma… Ne denirse denilsin netice aynı… Sırf indirimlerden faydalanabilmek adına insanlar ihtiyaçları olmayan ürünleri almaya başladılar. Basın yayın organları bangır bangır Kara Cuma’dan bahsediyor, hatta bazı medya kuruluşları tüketimi teşvik ediyor. İnternet sitelerinde, mağaza vitrinlerinde hep aynı şeyler... Maksat tükettirmek, özendirmek ve vatandaşı satın almaya yönlendirmek! Henüz Türkiye’deki bu alışveriş çılgınlığı arbedelere sebebiyet vermedi. Ama yarın ne getirir bilinmez… Sadece Türkiye’de de değil; Kanada, Almanya, İngiltere, Fransa, İsviçre, Romanya, Meksika, Norveç, Belçika ve aklınıza hangi ülke gelirse gelsin bu çılgınlık son sürat devam ediyor… Yani Kara Cuma’nın ünü Amerika Bileşik Devletleri’ni artık aşmış durumda…
 
Neden Perşembe değil de Cuma!
 
Bu aktardıklarımız işin maddi boyutuydu. Şimdi gelelim manevi boyutuna… Kimileri çok hassas düşündüğümüzü, komplo teorisi kurduğumuzu ifade edebilir ama Cuma hepimizin bildiği gibi Müslümanlar için kutsal bir gündür. İnsanın aklına neden başka bir gün değil de Cuma sorusu gelmiyor değil! Böyle mübarek bir günün kara sıfatıyla anılması geniş bir kesim tarafından tepkiyle karşılandı. “Kara Cuma” yerine “Hayırlı Cumalar” öbeğini kullananlar da var elbette... Neyi kullanırsak kullanalım hedefte satış ve kazanç gayesi var! Zaten kapitalizm bizlere ihtiyacımız olmayanı temel gereksinim olarak sunan, ticari kar elde etmeye dayalı ekonomik bir sistemdir. Özellikle çok uluslu şirketlerin Kara Cuma ve benzeri kampanyaları oluşturduğunu söyleyebilmek mümkündür. Kısacası Kara Cuma’nın batı menşeili bir algı operasyonu olduğuna yönelik görüşleri de göz ardı etmemek gerekmektedir.
 
Velhasılıkelam Kara Cuma, Türkiye’ye benimsetilmeye çalışıldı ve ne yazık ki başarılı olundu. Reklamlar, afişler, vitrinler hatta haberler artık bize bu günü dayatıyor. Tepki gösteren de var, ilgi duyan da var…  Sizi bilmem ama ben kredi kartı kullanımının her geçen gün arttığı insanların borçlanarak icralık bir hale geldiği günümüzde Kara Cuma ve türevlerine hiç mi hiç ilgi duymuyorum… Ayağımızı yorganımıza göre uzatalım… Benden söylemesi…

SFbBox by website